Avrupa Fetva ve Araştırma Meclisi 26. Dönem Toplantısı

05 Ekim 2016 Çarşamba
Avrupa Fetva ve Araştırma Meclisi 26. Dönem Toplantısı

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Avrupa Fetva ve Araştırma Meclisi 26. Dönem Toplantısı’na katıldı.

İstanbul’da İslam dünyasından çok sayıda alimin katılımıyla gerçekleşen ve daha çok Avrupa'daki Müslüman azınlıkların sorunlarının ele alındığı toplantının açış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, toplantının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, İstanbul'un bütün ilim adamlarının buluşma merkezine dönüşmüş olmasından duyduğu mutluluğu ifade ederek, bunun bir yandan da üzüntü verici olduğunu, pek çok İslam ülkesinde alimlerin bir araya gelip meseleleri konuşamadığını belirtti.

İslam dünyasında yaşanan gelişmeler, barışın ön planda tutulması, İslam’a yönelik saldırılardan Müslümanların nasıl korunması gerektiği gibi birçok önemli konunun değerlendirildiği toplantının ardından yaptığı açıklamada Başkan Görmez, şunları söyledi;

“Bütün Müslümanların yeniden bir barış fıkhına ihtiyacı var…”

Toplantının başlığı da daha çok, 'barışı nasıl ön plana çıkarabiliriz? İslam'a yönelik saldırılardan Müslümanları nasıl koruyabiliriz?' Öncelikle bu tür bilimsel toplantıların hep sürekli tepkisel bir tavra dönüşmesi, sadece kendilerini savunmaya dönüşmesi üzüntü verici. Geleceğe bakmak lazım. Yeniden bütün Müslümanların yeni bir barış fıkhına ihtiyacı var. Aslında İslam fıkhı, tarihte de barışı inşa eden fıkıhtır. Fakat son yıllarda Müslümanların içerisine girdiği kötü durumlar, barışla savaşın yer değiştirmesine sebep oldu. Müslümanlar daha çok savaştan, terörden, şiddetten kendilerini nasıl koruyacaklarını konuşmaya başladılar. Evrensel olarak Müslümanların geleceği için yeni bir barışı nasıl inşa edebiliriz? Bu konu üzerinde durulması gerekiyor. Savaş, İslam medeniyetinde arızi bir durum. Kötü bir şey. Kur'an-ı Kerim'de dahi bir tek yerde savaş geçer o da kötülenerek geçer. İslam medeniyetinde asıl olan daima barışı ayağa kaldırmaktır. Yeryüzüne barışı egemen kılmaktır. İslam'ın kendisi barışı yeryüzüne egemen kılmak için geldi. Ama bazı yanlış İslam anlayışları adeta kıyamet sabahına kadar savaşmanın asıl olduğuna dair yanlış bir düşünceyi ortaya koydular.

“Küresel güçler, coğrafyamızı savaş alanına dönüştürmek istese de bizim yeryüzünde barışta ısrar etmemiz gerekir…”

Müslümanların barışa destek vermesi, barışı ayağa kaldırmak için barışın fıkhını yeniden inşa etmeleri gerekiyor. Küresel güçler, coğrafyamızı bir savaş alanına dönüştürmek için bir çaba içerisinde olsalar dahi bizim yeryüzünde barışta ısrar etmemiz gerekir. Bu elbette bize yönelik savaşlarda kendimizi müdafaa etmeyeceğimiz anlamına gelmez.

“15 Temmuz gecesi milletimiz ne hissettiyse İslam dünyası da aynını hissetti…”

Burada çok büyük İslam bilginleri var. 15 Temmuz gecesinden itibaren, hem telefon görüşmelerim hem de mektuplaşmalarla, yazışmalarla İslam alimleri desteklerini belirttiler. O gece bizim milletimiz ne hissettiyse onlar da bunları hissettiler. Sabahlara kadar onlar da bizlerle gözyaşı döktüler, ağladılar, dua ettiler. Her birisinin söylediği şey şu, 'Müslüman çocuklarına, geleceğimiz adına umutla örnek verebileceğimiz bir tek Müslüman ülke kalmadı, Türkiye'nin dışında. Bu umudumuz da ortadan kalkarsa bizim çocuklarımıza verebileceğimiz, gösterebileceğimiz hiçbir umut kalmaz' dediler. Bu ihanet hareketinin dini nasıl kullandığını, hareketin hangi alanlarda sapmalar yaşadığını, toplumu hangi alanlarda aldattığını da merak etmiyor değiller. Bunları bize soruyorlar, biz de dilimizin döndüğünce cevap vermeye çalışıyoruz.

Toplantıya, Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi ve Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali el-Karadaği ile İslam dünyasından çok sayıda alim katıldı.