Diyanet İşleri Başkanı Görmez Eleştirilere Cevap Verdi

06 Mayıs 2015 Çarşamba

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, başkanlık üzerinden yürütülmeye çalışılan tartışmalarla ilgili açık ve net konuştu. Habertürk Televizyonunun özel yayınına konuk olan Başkan Görmez, makam aracı polemiğinden Diyanet kapatılsın tartışmalarına kadar çok geniş bir çerçevede başkanlığa ve şahsına yönelik tüm suçlamalara tek tek cevap verdi.

 

 
 
 
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Habertürk Televizyonuna verdiği özel röportajda son dönemde Diyanet’e yöneltilen eleştiri ve suçlamalara yanıt verdi. Başkan Görmez öncelikle seçim arifesinde başkanlığı hedef tahtası haline getiren siyasilerin “Diyanet kapatılmalı” talebini değerlendirdi: “Bu kurumun bir tarihi boyutu var, bir dini boyutu var, bir toplumsal boyutu var. Bu kurumun toplumsal meşruiyeti daima yasal meşruiyetinin önünde olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı sıradan bir kamu kurumu değildir, bir millet kurumudur. Bir kamu kurumudur ama aynı zamanda bir millet kurumudur. Bu milletin çocuğu dünyaya geldiğinde Diyanet oradadır, cenazesinde, taziyesinde oradadır. Sadece cumasında namazında orada yok, Diyanet bu toplumun birliğinin çimentosudur.
 
Eğer Diyanet İşleri Başkanlığı olmasaydı Avrupa’daki vatandaşlarımızın büyük bir kısmı asimilasyona mahkum olurdu. İki gün önce ben bir imzayı atarken gözüm nemlendi, Tanzanya’ya müşavir atıyorum, Zanzibar’a müşavir atıyorum, onlar da ağladılar, çünkü dediler ki sultan Abdülhamit’ten sonra ilk defa bu hizmetleri görmek üzere siz bize bir insan gönderiyorsunuz.” 
 
Diyanet’e yönelik karalama kampanyasının önemli ayaklarından biri Diyanet İşleri Başkanına tahsis edilen makam aracına yönelik asılsız haberlerdi. Başkan Görmez, algı operasyonuna dikkat çekti ve “İbreti alem olsun diye o araç iade edilecek” dedi.
 
Görmez, şöyle konuştu:
 
“Bu haberlerden hareketle bu kurum üzerinden bir algı operasyonu yapılacağını gördüm, anladım. Bunun sıradan bir haber olmadığını gördüm ve arkadaşlara ‘Bu araç artık benim için bir mezardır’ dedim ve binmedim. Elbette o araç iade edilecektir. Ben tekrar ediyorum; yanlış olduğundan iade edilmeyecektir, ama ibreti alem olsun diye bu Ankara’da sıradan bir konu üzerinden yapılmak istenenden dolayı ibreti alem olsun diye bir araç alımı üzerinden yapılan bu kadar yalan, bu kadar iftira, bu kadar itibarsızlaştırmadan dolayı o araç gidecektir. Biz hizmetimizi başka araçlarla da yaparız. Bunu arkadaşlar bana ilettiklerinde ben sadece Resulü Ekrem’in (SAS) şu sözünü düşündüm. İlk peygamberlerden itibaren bize miras kalan bir söz vardır; ‘Utanmadıktan sonra ne yaparsan yap, haya bittikten sonra.’ Bunu şöyle de tercüme edebiliriz: Utanmadıktan sonra ne yazarsan yaz.
 
Peki Diyanet’e yönelik algı operasyonunda fitili ateşleyen gelişme neydi? Başkan Görmez kurumun bir karalama kampanyasıyla neden hedef alındığını anlatırken siyasette yaşanan güncel gelişmeleri hatırlattı. Cemaat ya da hizmet olarak bilinen hareketin misyonunun değiştiğini dile getirdi: “Bu hadise 40 yıl bu milletin sadakalarıyla, zekatlarıyla, himmetleriyle, yardımlarıyla, gözyaşlarıyla, emekleriyle bir iman hareketi, bir ahlak hareketi, bir Kur’an hizmeti hareketi, bir eğitim hareketi olarak çıkan bir hareketti. Ancak kendisini politik, siyasi bir harekete dönüştürmeye karar verdi. İleride bütün sosyologlar, bütün alimler bunu çok, bu ülkenin tarihinde çok üzücü bir hadise olarak anacaklardır. Çünkü hareketin kendisi, hareketin sahibi, lideri Diyanet’in kürsülerinden bu hareketi inşa etti. Maalesef o siyasi, politik, ticari yönü, o güç tutkusu öne geçti ve o 40 yıllık emek, bütün bu nesillere vaat edilen 40 yıllık emek heba oldu. O muhabbet fedaisi olarak gördüğümüz insanlar, birden öfke fedaisi, husumet fedaisine dönüştü. Dolayısıyla bu, bu kurumun tarihinde karşılaştığı en zor hadiselerden bir tanesidir. 
 
Başkan Görmez Diyanet’in bütün dini toplumsal yapılanmalara kucak açacağı bir dönemde yaşanan hadisenin Türkiye tarihi adına da üzücü olduğunu söyledi: “Kur’an ve sünnet bellidir. Bizim temel kaynağımız Kur’an’dır ve Resulü Ekrem’in (SAS) hayatıdır, sünnetidir. Siz hakikati bir insanın tekeline veremezsiniz. Biz dinimizi rüyalar üzerine bina edemeyiz. Biz kendi dini hayatımızı veya günlük hayatımızı birilerinin gaipten verdiği haberler üzerine bina edemeyiz. Cenabı Hak peygamberine bile gaybı sadece Allah bilir diyor. Bütün buralara girmekte zorlandı Diyanet, çok zorlandı. Bilsinler ki ahlak ve fazilet mücadelesi yalan üzerinden verilmez, öfke yüklü iftiralar üzerinden bir ahlak ve fazilet mücadelesi verilmez.” 
 
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, siyasette yaşanan ihtilafın camiye girmemesi için Diyanet olarak yoğun çaba gösterdiklerini de söyledi: “Bu ihtilafın camiye girmemesi için elimizden gelen her türlü gayreti sarf ettik. Hutbelerle ilgili bütün spekülasyon bundan dolayı çıktı. Pek çok yerde bu tür provokasyonlar oldu ama Diyanet bağrına taş bastı, konuşması gereken çok önemli konular vardı. Din zarar görmesin, İslam zarar görmesin, bu ihtilaf camiye girmesin diye konuşmadı.”
 
Bu süreçte söz konusu grupların temsilcilerinin Diyanet’i ziyaret ettiğini de hatırlatan Başkan Görmez, beddua olayına ilişkin çarpıcı bir olayı da ilk kez kamuoyuyla paylaştı: 
 
“Geldiler, Diyanet İşleri Başkanına dediler ki ‘Bizim efendim işte hocamız bir dua yaptı, beddua yaptı; bunun beddua olmadığına dair bir açıklama yap’ dediler. Dedim ki bunu söylemem için cahil olmam lazım, ben Arapça biliyorum. Buna mübahale diyeceksin, mülaane diyeceksin, bunun mübahaleyle mülaaneyle hiçbir ilgisi yok. Peygamber Efendimizin Bi’ri Maune faciasında 70 sahabeyi katleden insanlar için okuduğu bedduadır bu. Onun için benden böyle bir şey istemeyin. Samimi, emek vermiş bütün kardeşlerimizin yeniden düşünmesini istiyorum. Hatta bu harekete öncülük yapan, öncülük yapmaya devam eden bütün insanları bütün bu olup bitenler üzerinden yeniden tefekkür etmeye, bu milletin 40 yıllık emeğini heba etmeye hakkımız var mıydı demeye davet ediyorum.