Fildişi Sahili Yüksek İslam Konseyi’nden Diyanet’e Ziyaret

02 Mart 2015 Pazartesi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Fildişi Sahili Yüksek İslam Konseyi Başkanı Ebubekir Fofana ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Müslümanların yaşadığı beldeler arasında mesafelerin kıymetinin olmadığını ifade ederek, “Diyanet İşleri Başkanlığı olarak biz gecikmiş kardeşliklerimizi telafi etmek için çaba sarf ediyoruz. Çok uzun süre ayrı düştük, birbirimizden haberdar olamadık.  Ancak son yıllarda, Diyanet İşleri Başkanlığı, Afrika’daki bütün Müslüman kardeşlerimizle ilişkilerini yeniden inşa etmenin sevincini yaşıyor” dedi.

İslam dünyasının çok zor bir süreçten geçtiğini ve bilhassa Afrika kıtasında Müslümanların fakirlik, cehalet ve tefrika ile mücadele ettiğini söyleyen Başkan Görmez şunları söyledi:

“İslam’a göre toplumları helaka götüren üç hastalık, fakirlik, cehalet ve tefrikadır…”

İslam dini ve İslam dünyası bugün çok zor bir süreçten geçiyor. Bilhassa Afrika kıtasında Müslümanlar, fakirlik, cehalet ve tefrika ile mücadele ediyor. Aslında bu üç hastalık, İslam dininin, bütün toplumları helake götüren üç sebep olarak gördüğü hastalıktır. Öncelikle cehaletle mücadele edilmelidir. Çünkü İslam dini ancak doğru bilgiyle, ilimle var olabilecek bir dindir. Afrika’daki kardeşlerimizin bu uğurda verdikleri mücadele her türlü takdirin üstündedir. Afrika’da milyonlarca çocuğun eğitimsiz kalması, eğitim imkânlarından mahrum olması, hala ağaç gölgeliklerinde ilim tahsil etmesi, kalem ve defter bulamaması, yazacağı şeyleri tahtalara yazarak eğitim görmesi, cehaletle bu kadar mücadele ediyor olması, bütün insanlık için üzüntü vericidir.

“Farklı dinlerin bir arada yaşaması bir diyalog meselesi değil, bir ahlak ve hukuk meselesidir…” 

Fildişi Sahili, Müslümanların, Hıristiyanların ve diğer dinlerin birlikte yaşadığı bir ülkedir. Bu çağın sorunlarından bir tanesi, farklı inanç mensuplarının birlikte yaşama konusunda sıkıntılar çekmesidir.  İslam dini birlikte yaşama ahlakı ve bunun hukuk kriterlerini ortaya koymuş ve tarih boyunca bunu uygulamış bir dindir. Bu konuda da bütün kıtalarda yaşayan Müslüman bilginlere, âlimlere, entelektüellere büyük vazife düşmektedir. Bu sadece bir diyalog meselesi değil, bir ahlak ve hukuk meselesidir. İslam dini, bu ahlak ve hukuk kriterlerini insanlığa rahmet mesajı olarak geldiği günden itibaren ortaya koymuştur.

“Göçmenlik ve mültecilik sorunu tüm insanlığın büyük bir ayıbı ve günahıdır…”

Dünyada bugün göçmenlik ve mülteci sorunu yaygınlık kazanmıştır. Bir asırdır, nice insanlar kendi ülkelerinden koparak başka ülkelere sığınmak zorunda kalıyorlar. Aslında hiç kimse kendi ülkesini, vatanını, evini bırakmak istemez. Ancak sömürgeler, istibdat rejimleri, adaletsizlikler, gelir dağılımındaki dengesizlikler, insanları zorunlu göçlere mecbur kılıyor. Maalesef dünya bu konuda da dünya bu konuda adaletli bir sistem geliştiremedi. Akdeniz, göçmenler ve mülteciler mezarlığına dönüştü.  İşin üzücü tarafı, nice ülkelerin resmi makamları bundan haberdar olduğu halde, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar göç yolunda hayatlarını kaybediyorlar.  Bu da insanlığın büyük bir ayıbı, büyük bir günahıdır. Bu konuda da Müslüman âlimlerin fikirlerini bütün dünyaya ifade etmeleri gerekiyor.

“Bilgi, dini ve dini olmayan diye ikiye ayrılamaz…”

Bugün bütün İslam coğrafyasında bilgi, eğitim ve düşünce sorunu var. Toplumlarda karşılığı olmayan eski eğitim müesseseleriyle yola devam etmek mümkün değildir. Her şeyden önce bu müesseselerin bir statüye kavuşması ve gençlerin oradan mezun olduktan sonra iş sahibi olması önemlidir.  Ama çok önemli bir şey daha var. Müslümanlar bilgiyle ilgili tarihte büyük bir yanlışa düştüler.  Bilgiyi ikiye ayırdılar. Dini ve dini olmayan şekilde… Halbuki bilgi, dini bilgi ve dini olmayan bilgi şeklinde ikiye ayrılmaz. Kur’an nasıl Allah’ın ayetleriyse, kainat da Allah’ın ayetleridir. Kuran’ın ayetleri ile kainatın ayetlerini birbirinden ayırmamak lazım. Türkiye’de imam hatip liseleri örneğinin varlığı çok önem arz ediyor. Biz bu okullarda, Kur’an ile fizik ve kimyayı, matematik ve fıkhı, çağdaş dünya tarihi ile İslam tarihini, siyeri, hüküm ve hikmet bilgisini birlikte aldık. Bu birbirinden ayrıldığı zaman insanlar tek taraflı, eksik ve ideolojik bir uca doğru itilmiş oluyorlar. İslam’ı bir bütün olarak öğrenemiyorlar. Yani Allah’ın kainata yerleştirdiği ilahî sünnetleriyle, toplumsal hayata yerleştirdiği ilahî sünnetleri birbirinden ayırmamak lazım. Kur’an’ı çok iyi bilen, hatta hafız olan birisi, eğer Kur’an’ın indiği kainatı bilmiyorsa, aynı zamanda Kur’an’ın emrini yerine getirmiyor demektir.

“Din, medine ve medeniyet aynı köktendir…”

Allah’ın yeryüzüne, semaya yerleştirdiği kanunlar ile peygamberler aracılığıyla insanlara gönderdiği kanunlar arasında bir irtibat vardır. “Din”, “Medine” ve “Medeniyet” birbirinden ayrılamaz. Bunlar aynı kökten gelmektedir. Dolayısıyla tarihte yapılan bu hatadan dolayı Müslümanlar çok büyük acılar çektiler. Onun için Fildişi Sahilinden alimleri kendi ülkelerindeki eğitim sistemini, din eğitimini geliştirmek amacıyla, tecrübe alışverişinde bulunmak üzere Türkiye’de bulunmalarının çok önemli olduğunu ifade etmek isterim.

Fildişi Sahili Yüksek İslam Konseyi Başkanı Fofana ise, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’e kabulünden dolayı teşekkür ederek, Başkan Görmez’in Afrika’ya yaptığı ziyaretlerden dolayı memnuniyetini ifade etti. Diyanet İşleri Başkanlığının tecrübelerinden istifade etmek istediklerini belirten Fofana, ülkesindeki sosyal hayat ve din eğitimi alanındaki sorunlardan söz etti. Geleneksel medrese eğitimi veren okullara resmiyet kazandırmak için büyük bir gayret gösterdiklerini ifade eden Fofana şöyle devam etti:

“Bu ziyaretimiz iki ülke arasındaki ilişkiler açısından son derece önemlidir. Diyanet İşleri Başkanlığına ve size ülkem ve heyetim adına çok teşekkür ederim. Din eğitimi ve din hizmetleri konusunda Diyanet’in bilgi ve tecrübesine ihtiyacımız var. Din eğitimi modelinizi ülkemizde uygulamak bizim için önemlidir. Sizlere ve ülkenize her türlü yardım ve desteklerinizden dolayı teşekkür ederiz. Allah’tan sonra size güveniyor ve sizden yardım bekliyoruz”

Başkan Görmez, konuk Başkan Fofana’nın sözleri üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı olarak her türlü yardımı yapacaklarını belirterek, “Diyanet İşleri Başkanlığı olarak, hem söz konusu ülkelerde eğitim müesseselerinin açılması, hem de oradaki öğrencilerin gelerek Türkiye’de eğitim görmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Ziyaretinizle bu konudaki imkanlar çok daha artar diye tahmin ediyorum. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı, elinden gelen her türlü yardımı yapacaktır” dedi.

Konuk Başkan Fofana, Osmanlı mimarisinden çok etkilendiklerini ve ülkelerinde Osmanlı mimarisinde inşa edilmiş camileri görmek istediklerini sözlerine ekledi. Başkan Fofana, Diyanet İşleri Başkanı Görmez’i ülkesine davet etti.