'Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı'

10 Nisan 2015 Cuma

 “Hz. Peygamber’in inşa ettiği birlikte yaşama ahlakını bugüne taşımak zorundayız”

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Doç.Dr. Yaşar Yiğit, bu seneki Kutlu doğum Haftası etkinlikleri çerçevesinde Peygamber Efendimizin Medine’de inşa ettiği Ensar-muhacir kardeşliğini, ehli kitapla Müslümanlar arasında oluşturduğu birlikte yaşama ahlakını günümüze taşımayı amaçladıklarını söyledi. Yiğit, Diyanet Haber mikrofonlarına Kutlu Doğum Haftası kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.


 

 

İşte Yiğit’in açıklamaları…

 

Bu yılın teması, Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı

1989’da yılında başlayan ve çeyrek asırdır devam eden Kutlu Doğum Haftası, ülkemizde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.Son yıllardabu etkinlikler çerçevesinde gerek ülkemiz ve gerekse insanlık açısından sorun teşkil problemlere dokunmak açısından güncel konuları kamuoyuyla paylaşmaya özen gösteriyoruz. Bu bağlamda 2011 yılında Hz. Peygamber ve Merhamet Eğitimi, 2012’de Hz.Peygamber ve Kardeşlik Ahlakı, 2013 yılında Hz. Peygamber ve İnsan Onuru, 2014 yılında Din ve Samimiyet, 2015 yılında ise Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı temalarını kamuoyuyla paylaşmayı uygun bulduk.

“Müslümanların Kerbela’yı,Sıffın’i, Cemel’i değil, Medine’deki kardeşliği öncelemeleri gerekiyor”

Yaşamış olduğumuz coğrafyada, birçok elim hadiseyle karşı karşıyayız. Bağdat’ta, Şam’da, Kahire’de, Yemen’de birçok masum insanın kanı akmaktadır; gözyaşı, göç, bu coğrafyaya hakimolmuştur maalesef. Bu olumsuzluklar karşısında şüphesiz başta yüce dinimiz İslam olmak üzere, ilahi dinlerin söyleyeceği çok güzel mesajlar olduğunu düşünmekteyiz. Bu mesajları insanlığa takdim etmek amacıyla bu yıl “Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı”nı tema olarak seçtik. Bu temayı seçişimizde tabii ki alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber AleyhisselatüVesselam Efendimizin örnekliğinden, onun Medine’de inşa etmiş olduğu ensar ve muhacir arasındaki kardeşliğin, Hristiyanlarla Yahudiler, daha doğrusu ehli kitapla Müslümanlar arasında inşa etmiş olduğu birlikte yaşama kültürünü günümüze taşımak, oradan aldığımız mesajları gerek toplumsal hayatımıza, gerek küresel ölçekte bütün insanlığa takdim etmek bu temanın seçilmesinde belirleyici olmuştur. Hakikaten yaşamış olduğumuz çağda gerek Müslümanlar ve gerekse bütün insanlar arasında ensar-muhacir örnekliğinde ortaya çıkan kardeşliğe, saygıya, sevgiye, merhamete ihtiyacımız olduğu açıktır. Artık sahip olunan güç, adalet, hakkaniyet hukuk üretmiyor; sahip olunan güç, vicdansızlık; sahip olunan güç, adaletsizlik, sahip olunan güç, göç, yetimlik ve öksüzlük üretiyor. Bu bağlamda malum olduğu üzere, son dönemlerde ülkemizde 1,5 milyon dolayında Suriyeli kardeşimiz var. Şüphesiz biz bunları barındırıyoruz, evsahipliği yapıyoruz, milletimiz ensar olma gayreti içerisinde onları mülteci değil, misafir olarak kabul ediyor. Dolayısıyla böylesi bir ortamda bizlerin Hz.Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakına dair insanlarımıza, milletimize söyleyecek sözlerimiz olduğunu düşünmekteyiz.

“Toplumun tüm kesimlerine yönelik etkinlikler gerçekleştireceğiz”

Şüphesiz Hz.Peygamberin insanlığa takdim etmiş olduğu yaşam biçiminde birlikte yaşamaya dair çok güzel örnekler vardır. Bugün artık Müslümanlar mezhepsel,meşrepsel bir takım etnik savaşları, bir takım ayrımcılıkları ve buna istinat eden kin, nefret duygularını bir tarafa bırakmalı. Bugün MüslümanlarınKerbela’yıSıffın’i, Cemel’ideğil, Medine’deki kardeşliği öncelemeleri gerekiyor. Bizim sahip olduğumuz kadim kültürümüz, camiyle, havrayla, kiliseyle birarada, uzlaşı içinde yaşamayı bize göstermiştir. Bu topraklarda Yunus’lar “Yaratılanı hoşgör yaradandan ötürü” söylemiyle gerçek kardeşliği, insana saygıyı, insanı sevmeyi bizlere göstermiştir. Bizim bugün yaşamış olduğumuz bu toplumda, Yunus’un diline, Mevlana’nın diline, Hacı Bektaş’ı Veli’nin diline, daha öz bir ifadeyle Hz.Muhammed’in (SAS) rahmet, şefkat, insaf, adalet ve hakkaniyet diline ihtiyacımız olduğunu, bunu hücrelerimize kadar teneffüs etmemiz gerektiğini ifade etmek istiyorum.Çünkü yaşamış olduğumuz çağda hakikaten ailede, toplumsal hayatımızda artık insanlar diğergamlığı unutmak üzereler. Bu noktada yapacağımız çok şeylerin olduğunu düşünmekteyiz.İşte biz bu tema çerçevesinde ülkemizde Hz. Peygamberin girmeyeceği bir ev, dokunmayacağı bir aile, tebessüm etmeyeceği bir yüz, başını okşamayacağı bir yetim kalmasın istiyoruz. Bu noktada huzurevlerimizde, sevgi evlerimizde, cezaevlerimizde, gençlerimize yönelik, ihtiyarlarımıza, yaşlılarımıza yönelik, yani toplumun bütün kesimlerine yönelik etkinlikler yapıyoruz, yapacağız. Kutlu doğum malum olduğu üzere sadece böyle panellerin, konferansların yapıldığı bir zaman dilimi değil, aynı zamanda seçilen temanın ilmi platformlarda tartışıldığı, müzakere edildiği bir hüviyete bürünmüştür. Bu noktada da Mardin’de 17-19 Nisan tarihlerinde Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Hukuku konusunu ele alacak bir sempozyum düzenleyeceğiz.

Bizim Hz.Peygamber (AS) Efendimizin Medine’de inşa etmiş olduğu kardeşliği, Hristiyanlar ve Yahudiler arasında örgütlemiş olduğu yaşam biçimini bugünümüze taşıma noktasında geçmişi bir örnek olarak zikretmemiz yeterli değil. Yani bizler bugün Hz. Peygamberin merhamet anlayışını, Hz.Peygamberin ahlak anlayışını, birarada yaşama ahlakını bir retorik olarak değil, bir söylem olarak değil, hayatımıza yansıtacağımız birer gerçeklik olarak ele almak durumundayız.

Birarada yaşama ahlakına dair İslam dininin bize sunmuş olduğu bu güzel örneklerin, toplumun bütün katmanları arasında diri tutulması, aslında hem topluma hem de insanlığa katkı sağlayacaktır. Bu mesajlar, bu örnekler eğer hayata geçirilirse o zaman toplumda bir uzlaşı sözkonusu olacaktır.

Ben bu vesileyle Kutlu Doğum Haftasının tüm milletimize, tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum.