Kutlu Doğum Programı Devletin Zirvesini Bir Araya Getirdi

14 Nisan 2015 Salı

Diyanet İşleri Başkanlığının Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin açılış programı İstanbul’da gerçekleştirildi. Devletin zirvesi de “Hz. Muhammed ve Birlikte Yaşama Ahlakı”nın ele alındığı bu özel gecede biraraya geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında mezhep kavgalarının İslam dünyasına büyük zarar verdiğini vurguladı. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de İslam alimlerine, “Bir canı katletmenin tüm insanlığı öldürmek olduğunu haykırmayı ihmal etmedik mi?” diye sordu.

 

 
 
Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri İstanbul’da gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. On binlerce vatandaş program için İstanbul Kongre Merkezini tıklım tıklım doldurdu.PerogramaCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğluve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de katıldı.Programda, tüm insanlığa Hz. Muhammed ve birlikte yaşama ahlakı en çarpıcı ifadelerle anlatıldı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mezhep kavgalarının İslam dünyasına verdiği zararı vurguladı; “Bizim Sünnilik veya Şia diye bir dinimiz yoktur” dedi.Erdoğan şöyle konuştu: “Mezhepçilik şu anda İslam dünyasını, ümmeti paramparça etti. Acımasızca Müslüman Müslüman'ı öldürüyor. Bu sadece mezhebi farklılık nedeniyle oluyor. Açık ve net, bizim Sünnilik diye bir dinimiz yoktur, bizim Şia diye bir dinimiz yoktur. Bizim tek dinimiz İslam'dır. Bunu böyle bilmemiz lazım. Ne yazık ki mezhebini din edinmiş olanlarla başımız dertte.”
 
Erdoğan DEAŞ gibi terör örgütlerinin İslamofobiyi beslediğini de ifade etti: “DEAŞ gibi terör örgütlerinin yol açtığı tahribat, İslam düşmanlarının çabalarını dahi geride bırakacak düzeye ulaşmış durumda. Bu tür gelişmeler, Müslümanları daha büyük sıkıntılara maruz bırakmanın ötesinde, olumlu herhangi bir amaca hizmet etmiyor. İslam'a, tam aksine, yanlış bakışlar, olumsuz bakışlar getiriyor.”
 
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in gündeminde de İslam coğrafyasında yaşanan acılar vardı. Başkan Görmez, savaşları tetikleyen güçlere “yapılanların hesabını Allah’a nasıl vereceksiniz?” diye sordu: “Ey dünyayı kan gölüne ve gözyaşı vadisine çevirenler! Nefsine güç yetiremeyen, söz dinletemeyenlerin hakikatte hiçbir şeye muktedir olamayacaklarını anlamak için daha kaç saltanatın yıkılması, zulüm ile abad olunamayacağı gerçeğini görebilmek için kaç zalimin, kaç ceberrutun tarih sahnesinden silinmesi lazım? Mazlumların, mağdurların hakları iade edilmedikçe, bomba ve silah seslerinin, gariplerin ah-u eninlerinin yerini sevinç ve mutluluk çığlıkları almadıkça bu yapılanların hesabını Allah’a verebilecek misiniz?”
 
Başkan Görmez mezhep kavgalarıyla İslam dünyasını kana bulayanlara da çarpıcı ifadelerle seslendi, “Hangi mezhep kan akıtmayı meşru görebilir” diye konuştu. Başkan görmez, şöyle devam etti: “Ey mezhepçilik, hizipçilik ve etnik kimlik asabiyetiyle birbirine düşman olanlar! İman ettiğimiz resulümüz; ‘Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez.’ buyurmadı mı? Hangi mezhep, meşrep ve anlayış bir masumun kanını akıtmayı, camileri bombalayıp türbeleri, mezarları yakıp yıkmayı meşru görebilir?”
 
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, birlikte yaşamayı zedeleyen mezhep çatışmalarıyla ilgili olarak
İslam alimlerine de seslendi, “Göreviniz ümmete rehberlik iken nasıl oldu da Müslümanlar arasındaki kavgada taraf oldunuz?” diye sordu:
 
“Dökülen masum kanların vebalini, hesabını Allah’a verebilecek misiniz? Bugün coğrafyamızın en şen’î cürümlerini dini öğretilerle temellendiren kan dökme heveslisi insanlık düşmanlarının yaptıklarında, işledikleri cinayetlerde sizin verdiğiniz gayesiz, mesnetsiz heva ve hevese dayanan indi fetvaların, sözüm ona cihat çağrılarının hesabını nasıl vereceksiniz? İslâm uleması olarak bizler hac menasikini ifa içinde karınca öldürmenin hükmünü uzun uzun izah ederken masum insanları katletmeyi ve bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek olduğunu haykırmayı ihmal etmedik mi?”
 
Başkan Görmez, birlikte yaşama ahlakının affetmek ve özür dilemekten başladığını vurguladı, tüm insanlığa “gelin saygı ve merhameti yeryüzünde egemen kılalım” diye seslendi.
 
“Birlikte yaşamanın en temel ilkelerinden biri affetmektir. Affetmek, bize yapılan kötülüğü unutmaktır. Birlikte yaşama ahlakının küresel ölçekte yeryüzünde egemen olması için her şeyden önce yaptığımız bir hatadan, işlediğimiz bir kusurdan dolayı kardeşimize karşı özür dilemesini bilmeliyiz. Gelin hep birlikte ve gücümüz yettiğince kötülükleri bertaraf edebilmek, her türlü ayırımcılığın önüne geçebilmek ve beraberce huzur içinde yaşayabilmek için saygı, hoşgörü, merhamet ve adalet başta olmak üzere tüm ahlaki erdemleri hayatımıza hakim kılalım.”