"Yeni Güne Merhaba"da "Mesneviden Öğütler" konu başlığı ele alındı...
Diyanet TV'de ekrana gelen "Yeni Güne Merhaba"ya Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Yılmaz konuk oldu. Prof. Yılmaz, Hazreti Mevlana Celaleddin Rumi’nin hayatını ve Mesnevi-i Manevi’nin asırlar süren manevi ve kültürel etkisini ele aldı. Yılmaz, Mesnevi’nin, Kur’an-ı Kerim’den sonra dünyada en çok okunan ikinci kitap olduğunu vurguladı.
Hz. Mevlana’nın 1207 yılında Belh’te doğduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, Mevlana’nın yaşadığı 13. yüzyılın Moğol istilaları ve Haçlı seferleri gibi büyük siyasi ve sosyal kargaşaların yaşandığı bir dönem olduğunu ifade etti. Yılmaz, Anadolu’yu mayalayan Hacı Bayram Veli, Yunus Emre ve Mevlana gibi gönül dostlarının tasavvufi değerleri anlatarak umut ve hoşgörü aşıladığını söyledi.
Prof. Dr. Ömer Yılmaz, yaklaşık 26 bin beyitten oluşan 6 ciltlik Mesnevi-i Manevi’nin küresel önemine dikkat çekti. Mesnevi’nin, Kur'an-ı Kerim’in ayetlerinin tercümesi veya hadislerin şerhi niteliğinde 90 binden fazla beyit içerdiğini belirtti. Yılmaz, benzerini yapmanın imkânsız "sehli mümteni" sanatıyla yazıldığını, içeriğinin ise mizah değil, eğitici bir yön taşıdığını Mevlana'nın kendi ifadeleriyle açıkladı.
Özellikle Batı’da tasavvufa ilginin artmasında Mesnevi okumalarının payı olduğunu belirten Prof. Yılmaz, yabancıların İslam’a girmesinde Mesnevi ve İbn-i Arabi gibi sufilerin eserlerinin önemli bir paya sahip olduğunu, Mesnevi'nin bu nedenle kütüphanelerde raflarda bulunduğunu kaydetti.
Ölüm, Şeb-i Arus'tur
Hz. Mevlana’nın ölüm anlayışına değinilirken, sufilerin ölümü bir yok oluş değil, "hayatın öbür yüzü" olarak gördükleri vurgulandı. Mevlana'nın vefat ettiği geceye "Şeb-i Arus" adını vermesinin, O'nun Rabbine kavuşmayı ilahi bir aşkla beklemesinden kaynaklandığını belirtti.
Yılmaz, "Hamdım, piştim, yandım" sözünün, kişinin tasavvuf yoluna girmeden önceki ham halinden, manevi terbiye ile pişerek, nihayetinde ilahi aşka ulaşma sürecini ifade ettiğini açıkladı. Ancak bu süreçte dervişin daima "yolda olması" gerektiğini, asla "oldum" dememesi gerektiğini de ekledi. Modern çağda insanların huzur bulamamasını ele alan Prof. Yılmaz, huzur ile mutluluk arasındaki farka dikkat çekti. Mutluluğun anlık ve nesnelere bağlı olduğunu, huzurun ise iç dinginlikle ilintili olduğunu belirtti. Huzura erişmenin yolunun olumlu kelimeler kullanmaktan ve İslam'a yönelmekten geçtiğini söyledi. Yılmaz, Mevlana’nın ana mesajını yineleyerek, Mesnevi'nin birlik ve beraberlik olduğunu söyledi. Anadolu insanına, “Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.” mesajını verdi.
"Yeni Güne Merhaba" hafta içi her gün saat 10.30'da Diyanet TV'de…